Matematikten Korkmamıza Gerek Yok

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kandemir tarafından ‘’Fizik, Teknoloji ve İnsanın Matematiği’’   konulu bir konferans verildi. Kandemir ülkemizde matematik öğrenme işinin bir kültür haline getirilesi halinde insanların hayat biçimlerinin ve sosyal ortamlarının olumlu anlamda değişebileceğini kaydetti.

Matematik konusunda toplumdaki olumsuz havanın, öğrencinin matematiğe karşı tedirginlik hissetmesine ve mesafeli durmasına neden olduğunu söyleyen Kandemir; matematik öğrenme kültürünün gelişmesini toplumdaki olgunluk seviyesini artıracağı düşüncesiyle önemsediğini kaydetti.

Matematikten Korkmamıza Gerek Yok 01

Kandemir şöyle devam etti:

‘’Bu olgun ve anlamlı düşüncenin başka meslek dallarına, sanata, zanaata ve onların erbabına değer verir gözle bakılmasını sağlayacağı hususunda oldukça fazla beklentilerim vardır. Çünkü matematik gerçekçi ve samimi bir yaklaşım tarzıyla elde edilen herhangi bir kazanımın ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan matematik öğrenmeyi zekilik veya kabiliyet gibi özelliklerle eşleştirmekten ziyade matematik öğrenmek için çalışmanın, sabır ve sebat göstermenin gereğini ifade etmek daha uygun olur.’’

Matematiğin kendine has alfabesi olan uluslararası ortak bir bilim dili olduğunu belirten Prof. Dr. Kandemir; matematiğin kâinatın sırlarını formüle eden, matematiksel sistemlerin (yapıların) bütünü olan, fiziksel olayları modelleyip çözen, ölçü ve ölçüm teorisini yüklenen bir bilim dalı olduğunu ifade etti.

Matematikle Uğraşırsak Başka Bir Şeye İhtiyaç Duymayız

Matematik çalışmanın anlamı ve kazandırdıkları üzerine de bir konuşma yapan Kandemir; ‘’Matematik çalışırken bildiklerimizin çok az, bilmediklerimizin çok fazla olduğunu görürüz. Matematikle uğraşırsak başka bir şeye ihtiyacımız olmaz; çünkü matematik çok dürüst, çok güzel, çok güçlü, çok zengin ve çok engindir. Matematik çalışırken ne kadar zayıf olduğumuzu gördükçe güçlü olamayacağımızı anlarız. Matematik bizim isteğimize bağlı olmaksızın kendi işlevini yerine getirir. Bu nedenle matematik ne işe yarar gibi bir soru anlamlı değildir. Çünkü işe yaramak deyimi somut bir nesnenin kullanımıyla veya bir eylemin sonucuyla ilgilidir. Halbuki matematik bir ifade ediş, okuyabilme veya çıkarım yapma biçimidir. Belki matematiğin kullanımıyla ilgili bir soru sorulabilir. Bunun cevabı da matematik birikimi ve kültürünün oluşumuna bağlıdır. Bir dil okuma ve yazmayla bütünlük kazandığı için matematikte bir dil olduğuna göre bu dilde kendine has okunması ve yazılmasıyla bütünlük kazanacaktır. Bunun daha güncel ifadesi matematik okuryazarlığının sağlanmasıdır. Sonuç olarak; matematiği tamamen bilme şansımız yoktur. Ancak derecesine ve seviyesine göre farkında olma veya öğrenme imkânımız olabilir. Belki bu imkân çerçevesinde toplumda bir matematik kültürü oluşturabilirsek bu kültürün kazandıracakları ve insanda oluşturacağı olumlu etkiler dikkate alınırsa bazı alışkanlıklar bırakılabilir veya bazı alışkanlıklar kazanılabilir. Herhangi bir olgunun bir sosyal kültür olabilmesi için onu önce bireyler kabul etmeli ve yaşamalıdır.’’ dedi.

Matematikten Korkmamıza Gerek Yok 02

 Fizik ve Matematik Dayanışma İçerisindedir

Matematiği fizik ve teknoloji açısından da yorumlayan; Kandemir;‘’Fiziksel olaylar yorumlandığında çoğunlukla bir problem (başlangıç değer problemi veya sınır değer problemi) elde edilir. Bu tip problemler bir diferensiyel denklem ve başlangıç şartları veya sınır şartlarından oluşur. Artık bundan sonra bu problemlerin çözümü ve uygulamaları tamamen matematiğin içinde olacaktır. Bu şekilde fizik ile matematiğin dayanışması gerçek olaylar için gerçek sonuçların elde edilmesini sağlamaktadır. Fiziğe dayalı matematiksel sonuçların dünyada ve laboratuvarlarda test edilme imkânı vardır. Dolaysıyla görsel olarak ikna olma imkânı söz konusudur. Eğer matematiksel bir teorinin veya sonucun test edilme imkânı yoksa doğruluğu kesinleşmemiş olur. Yani dünyada olmayan hayali bir olayı tasavvur ederek kurulacak bir teorinin matematiksel sonuçları sadece elde edilmesiyle kalacaktır.

Matematik mekanik titreşimler, ısı iletimi, bir cismin veya suyun dalgalanması gibi fiziksel olayların bağlı olduğu değişkenleri içeren denklem olarak modellerini oluşturur. Benzer şekilde diğer bilim dalları üzerinde de (kimya, biyoloji, popülasyon gibi) incelenen olayların veya yapıların değişkenlerini bulunduran denklem modellerini oluşturmaktadır. Oluşturulan denklemlerin çözülmesiyle bu çözüm üzerinde değişkenlerin özel halleri için çeşitli örnekler vermek ve olayı anlamak mümkün olabilecektir.

Diğer taraftan, teknolojinin her bir alanı matematiksel modellemeler üzerine kuruludur. Günümüzde öne çıkan akıllı teknoloji geliştirilirken önemli ölçüde lineer denklemlerin veya denklem sistemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Mimarlık ta alan, hacim hesaplamaları, salınım, simetri gibi özellikler için kutupsal koordinatlarda verilen denklemlerin ve fonksiyonların kullanıldığı bilinmektedir. Mühendislik te cismin hareket etmesini sağlayan kuvvet ifadesinden dolayı fiziksel metotların dolayısıyla diferensiyel denklemlerin ve diferensiyel denklem sistemlerinin elde edilip çözümlendiği görülmektedir.’’  cümlelerini kaydetti.

 Matematik Tıbbın Birçok Alanında Kullanılmaktadır

Son olarak matematiğin tıp ile bağlantısına değinen Prof. Dr. Kandemir; ‘’Disiplinler arası çalışmalar anlamında çeşitli hastalıkların istatistiksel modelleri oluşturulup matematiksel denklemler elde edilmektedir. Matematiksel tıbbın geliştirdiği metotlar, kanser ve kalp hastalıklarından hücre modellerine kadar tıbbın birçok alanında kullanılmaktadır. Ayrıca kalp ve beyin arasında çeşitli ve önemli matematiksel fonksiyonlar mevcuttur. Kan akımında elde edilen birçok fizik kuralları esasında türevli denklemlerden oluşan diferensiyel denklemlerdir. Kalbe dayalı hayatı geliştirmek, kalp zekâsı ve kalpten evrene yayılan enerji ve oluşturulan manyetik alanlarla ilgili çalışmalar yapmak için bir Kalp Matematiği Enstitüsü dahi kurulmuştur. Günümüzde birçok matematik bilim insanı özellikle hastalıkların tedavisine yardımcı olabilmek açısından kalp matematiği, beyin matematiği ve kan akışının fiziksel ve matematiksel özelliklerine dayalı çalışmalarına ağırlık vermektedir. ‘’ ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden gelen soruların cevaplandırılmasının ardından program sona erdi.

 

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü