Kıbrıs Türk Halkı Mustafa Kemal Paşa'ya Kutlama Mesajları Gönderdi

Üniversitemiz ev sahipliğinde düzenlenen I. Uluslararası Savaş ve Kültür Sempozyumuna katılan KKTC eski Turizm ve Kültür Bakanı/KKTC Kurucu Meclis Üyesi/ KIBATEK Başkanı ve Yazar İsmail Bozkurt, Kıbrıs Türk Halkının Varoluş Savaşı başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

rektörr

KKTC’nin 34. kuruluş yıldönümü bağlamında gerçekleştirilen programda Bozkurt; Kıbrıs Türk halkının zorlu savaş yıllarını ve bu varoluş mücadelesindeki rolünü kendine has üslubuyla anlattı. Üniversitemiz Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezinde (AÜSSAM) gerçekleşen söyleşi programına Rektörümüz Prof. Dr. Metin Orbay, Amasya Muharip Gaziler Derneği Başkanı Ahmet Ünverdi'nin yanı sıra çok sayıda konuk katıldı.

Lise Yıllarında Türk Mukavemet Teşkilatına Üye Oldum

1940 yılında Aydın’da doğduğunu söyleyen Bozkurt ilkokulu bir köy okulunda, liseyi Kıbrıs’ta, üniversiteyi ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuduğunu söyledi. EOKA olarak bilinen Rum-Yunan terör örgütünün faaliyetlerinin başladığını yıllarda lise öğrencisi olduğunu kaydeden Bozkurt; bu örgüte karşılık Türklerin kurduğun gizli örgüt Türk Mukavemet Teşkilatına da lise yıllarında üye olduğunu açıkladı.

Üniversiteyi bitirdikten bir yıl sonra Kıbrıs’a döndüğünü belirten Bozkurt, ‘’Bu dönemde, Rumların o meşhur 21 Aralık 1963 saldırıları başladı. Ben hemen mücahitlere katıldım ve doğrudan ön safhalarda savaştım. O sırada Lefkoşa merkezdeydim. Güney Kıbrıs’taki köyüme saldırı yapıldığını öğrendim. Oraya gönderilmeyi talep ettim ve gittiğimde o bölgenin komutanlığını bana verdiler. Henüz 23 yaşındaydım. 1968 yılında sivil görevime döndüm. 1970’de milletvekili olarak aktif politikaya girdim. 1990’a kadar milletvekilliğim sürdü. Bu süre içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Meclis Başkanlığı ve Kurucu Meclis Üyeliği yaptım. 1990’da aktif politikadan ayrılıp en başından beri istediğim edebiyata yöneldim. Bu arada Kıbrıs’ın en büyük üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesinden Kıbrıs Araştırmaları Merkezi kurmam konusunda bir öneri geldi. Bunu reddedemedim. 7 yıl da orada çalıştım. Bu arada, Kıbrıs Balkanlar Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu (KIBATEK) adlı bir örgüt kurduk. Bu örgüt yirmi yaşında ve kurum olarak yılda iki kez uluslararası sempozyumlar yapıyoruz. Bu sempozyumların her biri farklı bir ülkede oluyor. Bir yandan bu yönden çalışmalarım devam ederken bir diğer yandan da kişisel edebiyat çalışmalarım devam ediyor. Aslında roman yazmaya ağırlık vermek istiyorum; ancak pek fazla zamanım kalmıyor.’’ cümlelerini kaydetti.

Kıbrıs halkının, 1571 yılında adanın Osmanlı’ya geçmesinden sonra Anadolu’dan göç ettirilen Oğuz Boylarından yörüklerin torunları olduğunu söyleyen Bozkurt; ‘’Süreç içerisinde dilde bazı değişiklikler olsa da öz de bir şey değişmedi. 1878‘de Kıbrıs İngiltere’nin eline geçti. Ben şunu iddia ediyorum ki 1878’de Kıbrıs Türk Halkının savaşı başladı. Çünkü Kıbrıs Türk Halkı orada ana unsurken üçüncü sınıfa düştü. Birinci sırada İngilizler, ikinci sıradaysa Rum halkı vardı. Dolayısıyla mücadele başladı. Bu mücadelenin basın yoluyla yapıldığını ifade edebiliriz. O dönem Kıbrıs’ta ilk kez gazete çıkıyordu. Bazı edebi eserlerin yine bu yıllarda çıkması halkın ‘biz de varız’ deme şekli olarak yorumlanabilir. 1914 yılında Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa girince Kıbrıs’ta yeni bir süreç başladı. Dönemin aydınları gizli bir örgüt kurdu. Amaçları İngilizleri adadan kovmaktı. Fakat bunu başaramadılar. Çünkü İngiliz istihbaratı bu gizli örgütü çözdü ve bütün liderlerini tutukladı.’’ ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk Halkı Mustafa Kemal Paşa'ya Kutlama Mesajları Gönderdi

Millî mücadele yıllarında Kıbrıs’tan Anadolu’ya gelip çalışmalara katılanların olduğunu söyleyen Bozkurt, “O yıllarda Kıbrıs’tan Anadolu’ya para yardımı yapıldığını görüyoruz. Tiyatro da bu yardımların sağlanmasında bir araç olarak kullanıldı. İletişimin ve ulaşımın güç şartlarda sağlandığı böyle bir atmosferde Kıbrıs’ın seksen ayrı yerinde bir tiyatro oyunu oynandığını ve oyundan toplanan paranın Anadolu’ya gönderildiğini biliyoruz. 9 Eylül’de Lefkoşa’da büyük bir miting yapılıyor ve Mustafa Kemal Paşa’ya kutlama mesajları gönderiliyor. O coşkuyu ve birliktelik ruhunu eserlerde net bir şekilde görüyorsunuz.” dedi.

mmmmm

Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Kıbrıs Türkleri; Lozan ile Anadolu’ya kavuşmayı istiyorlardı ama olmadı. 1878 yılında büyük bir göç dalgasının yaşandığını görüyoruz. 1914’de ikinci bir kopuş ve Lozan ile de üçüncü bir kopuş oldu. Hatta Lozan’la ailemin bir parçası Ada’dan ayrılıp Ankara’ya geldi. Lozan kesinleşince Kıbrıslı Türklerin orada var olma savaşı başladı. Bu savaş siyasal alan, edebiyat, kültür çalışmalarıyla söz konusu oldu. Bu, çok uzun bir süreçti.  Bir yandan bu çalışmalar sürerken bir diğer yandan da Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen ENOSİS ile mücadele vardı. 1952 yılında ise Atina’da EOKA dediğimiz gizli bir örgüt kuruluyor. 1955’te de fiili süreç başlıyor. Hatta ben o dönem ortaokul üçüncü sınıfa gidiyordum ve süreci net bir şekilde hatırlıyorum. Kıbrıs Türkleri hazırlıksızdı. Daha sonra toplumun başına geçecek isimler o dönemde çıkıyorlar ortaya ama silahlı bir saldırıya karşılık verecek bir güçleri yok. İngilizlerin de Türkleri korumak gibi bir dertleri yok. O dönemde Kıbrıs Türklerinin küçük küçük örgütlendiklerini görüyoruz. Hatta lise öğrencisiyken kendi köyümde bu örgütlenmeyi ben yaptım. Amacımız kendimizi korumaktı. Zaman içerisinde böyle yürümeyeceği anlaşıldı. 1957 yılının sonlarında Türk Mukavemet Teşkilatı kuruldu. Bu teşkilatı üç kişi kuruyor ve o dağınık yapıyı tek çatı altında topluyorlar. Kıbrıs’a Türkiye’nin desteği şarttı. O zaman Ankara’yla yoğun bir temas olduğunu biliyoruz. O dönem Türkiye, Türk Mukavemet Teşkilatı’na resmen sahip çıkıyor. Ankara’dan subay, silah takviyesi söz konusu oluyor. Kıbrıslı gençler Ankara ve Antalya’da eğitim için geliyor. Ben de onlardan biriyim. 1958 yılında Kıbrıs çok kanlı bir dönem yaşıyordu. Bu durum zamanın NATO’sunu rahatsız ediyor. Araya bazı ülkeler giriyor ve sonuçta Zürih-Londra Antlaşmaları dediğimiz uluslararası metinlerle Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor. Ancak, üç yıl sonra yani 1963 yılında Akritas Planı dediğimiz ve özünde, birkaç günde Kıbrıs Türklerinin işini bitirmek olan, planı devreye sokmak istiyorlar. O dönem Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Türkiye’den Kıbrıs’a 650 kişilik bir askeri birlik gönderilmiş olması büyük bir avantaj sağladı. Ayrıca, Türkiye garantörlük hakkını da kazanmıştı. Dolayısıyla, Kıbrıs’ın anayasal sistem bozulduğu takdirde Türkiye’nin müdahale hakkı vardı.  Fakat o dönem önceleri müdahale edilemiyor. Süreç Rumların merkeze saldırmasıyla başlıyor. Bunun ardından Türkiye anında uçaklar gönderiyor ve Rumlar geri çekiliyor. Buna benzer başka süreçler de yaşanıyor.

Bu durumun 1967 yılına kadar sürdüğünü söyleyen Bozkurt; ‘’O yıl benim de bulunduğum Geçitkale Boğaziçi bölgesine Kıbrıs asıllı bir Yunan generali komutasında çok büyük bir güçle saldırıyorlar. Saldırıda yirmi dört askerimiz şehit oluyor. O dönem Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Olayın neticesinde bölgeye Amerika geliyor ve soruyor; nedir istediğiniz? Bizimkilerin istekleri, adaya gizli sokulan Yunan tümeninin adadan gitmesi gibi istekler. Amerika bu istekleri kabul ettiriyor. 1974’e kadar saldırı olmuyor. Sonraki süreçte strateji değişiyor ENOSİS’ in uygulanmasına ramak kala Türkiye devreye giriyor.

1974’te ise Kıbrıslı Türkler bir bölgede toplandı. Bütün Türkler Kuzey’e geçti. 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Ondan önceyse Kuzey Kıbrıs Türklerinin parlamentosu (benim başkanlığını yaptığım dönemdir bu) bir toplantıda “Bizim birinci tercihimiz Türkiye’ye bağlanmaktır” kararını veriyor. İkinci tercih olarak da coğrafi federasyon. Birinci tercih maalesef olmuyor. Coğrafi federe devlet kuruluyor ve süreç neticesinde 1983 yılında KKTC’ ye ulaşılıyor.

Ben artık Rum tarafıyla, ortak yönetim kurma arayışının bitmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu süreç tam elli yıldır devam ediyor. Bizim, kendi devletimize sahip çıkıp daha da güçlendirerek halkı mutlu edecek bir duruma getirip yolumuza öyle devam etmemiz gerekiyor. Önümüzde bir seçim süreci var. Hareketlenmeler olduğunu biliyorum. Ama nasıl olur bilemem. Ocak’ta bizim, Şubat’ta da Rum tarafında seçim var. Sonuçları bekleyip göreceğiz.

Kıbrıs, dünyanın gözünün üzerinde olduğu çok önemli bir ada, benim de bütün derdim Kıbrıs’ı anlatmak, bu fırsatı verdiğiniz için minnettarım. Güzel misafirperverliğiniz için Amasya Üniversitesine teşekkür ederim.’’

bozkurt2

Üniversitemiz tarafından katkılarından dolayı bir fidan İsmail Bozkurt adına toprakla buluşturuldu. Program sonunda ise bu fidanın koordinatlarının yer aldığı sertifika AÜSSAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Metin Hakverdioğlu tarafından kendisine takdim edildi. Bozkurt, bu sertifika ile dünyanın her yerinden fidanının gelişimini takip edebilecek.

İlgili Haber:

I. Uluslararası Savaş ve Kültür Sempozyumu Gerçekleştirildi

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü