I. Uluslararası Savaş ve Kültür Sempozyumu Gerçekleştirildi

Üniversitemiz ile Kıbrıs Balkanlar Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu (KIBATEK) iş birliğiyle hayata geçirilen I. Uluslararası Savaş ve Kültür Sempozyumu gerçekleştirildi. İki gün boyunca süren sempozyuma farklı ülke ve üniversitelerden onlarca bilim insanı katılarak savaş ve kültür olgusunu tüm boyutlarıyla ele aldılar.

SEMP

Sempozyum programına Üniversitemiz Rektörümüz Prof. Metin Orbay, KKTC Eski Turizm ve Kültür Bakanı/KKTC Kurucu Meclis Üyesi/ KIBATEK Başkanı İsmail Bozkurt, KIBATEK Türkiye Başkanı Metin Turan, sempozyum düzenleme kurulu üyeleri, akademisyenler, öğrenciler ve konuya ilgi duyan Amasyalı vatandaşlar katıldı.

Savaş İnsanlık Tarihi Kadar Eski Bir Olgudur

Sempozyum kapanış değerlendirmesini yapan Rektör Orbay, kültür temalı sempozyumlar dizisinin ikincisini ‘savaş ve kültür’ teması ile gerçekleştirdiklerini ve savaşın insanlık tarihi kadar eski bir olgu olduğunu ifade etti.

ORBAY (1)

Orbay, “Savaş, düşman olarak nitelendirilenlere karşı, irade kabul ettirme sürecidir. Tüm toplumlar, savaşa katılanların fedakârlıklarını kahramanlık olarak nitelendirerek, bunu şan ve şeref kaynağı olarak görmüştür. Toplumların tarihleri; sanat, şiir ve edebiyatları; inançları, töreleri ve de kültürleri savaştan etkilenmiştir. Uluslararası Savaş ve Kültür Sempozyumu, nedenleri ve sonuçları oldukça karmaşık ve değişken olan ‘savaş’ı, kültürel temelde ele almıştır. Sempozyum, savaş olgusunu, tarih, felsefe, din, sosyoloji, siyaset, hukuk, edebiyat, uluslararası ilişkiler, psikoloji, eğitim ve antropoloji başta olmak üzere sayısız disiplinle ilişkilendirmiştir. Bu disiplinler ekseninde barış, adalet, hukuk başta olmak üzere sayısız kavramı kültürel boyutlarıyla ele alıp irdelenmiştir. Bu çaba, ayrıca jeopolitik konumu itibariyle çok yakın komşuluklarında yaşanan savaşlara tanıklık eden ve bunlardan oldukça fazla etkilenen ülkemizde, savaş olgusuna ilişkin toplumsal farkındalığına katkı sağladığını düşünmekteyiz. Geçtiğimiz yüzyılda 200 milyona yakın insanın savaşın doğrudan ya da dolaylı etkileri sonucu yaşamını yitirdiği gerçeği göz önüne alınırsa hem ülkemizde ve hem de dünyada güven içerisinde bir yaşam sürmenin ancak ve ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Dünyada Sulh" ilkesi ile mümkün olduğu görülmektedir.’’ dedi.

Asıl Savaş Kültürel Alanda Yaşanıyor

14. yüzyıl düşünürü, devlet adamı ve tarihçisi İbn-i Haldun’un ‘coğrafyalar toplumların kaderidir’ sözüne atıfta bulunan Orbay; bu tanımlamanın en çok Türk milleti için uygun olduğunu söyledi. Türk milletinin yaşadığı coğrafyaların çeşitli zamanlarda birçok savaşa sahne olduğunu belirten Orbay; ‘’Coğrafyamızda çok çeşitli zamanlarda çok trajik savaşların olduğunu; bu savaşların ise kültürü, edebiyatı, folkloru, psikolojiyi hatta çocuk oyunlarını bile etkilediğini yakinen biliyoruz. Çocuk oyunları üzerine yapılan bir araştırmayı okuduğumda Orta Doğu’da çocukların oyunlarını silah ve savaş figürlerinin şekillendirdiğini; savaş olgusuyla tanışmamış milletlerin çocuklarının ise daha çok itfaiye araçları gibi oyuncaklarla oynadıklarını gördüm.  Eğer çocuk oyunlarından tutunda kültürümüzün her noktasına kadar değişim dönüşüm oluyorsa ve geçmişteki toplumsal müeyyidelerin şu anda çok sağlıklı işlemediğini şahit oluyorsak; aslında gerçek savaşın kültür alanında olduğuyla yüzleşiyoruz.’’ cümlelerini kaydetti.

Savaş olgusunun izdüşümlerinin Amasya’da da kendini gösterdiğini sözlerine ekleyen Orbay; ‘’Sempozyum organizasyonuna destek veren tüm kurumlara, değerli çalışmalarıyla bilgilerini kamuoyu ile paylaşan bilim insanlarına, bu etkinliğin gerçekleşmesinde mesai harcayan çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.'' ifadelerini kullandı.

SEMPOZYUM123 (2)

Türk Dünyasını Geleceğini Ortak Dil ve Edebiyat Belirleyecektir

KKTC Eski Turizm ve Kültür Bakanı/KKTC Kurucu Meclis Üyesi/KIBATEK Başkanı İsmail Bozkurt; KIBATEK hakkında bilgi verdiği konuşmasında savaş ve kültürün birbirine zıt kelimeler gibi görünse de birbirini oldukça etkileyen kavramlar olduğunu belirtti.

BOZKURT

Bozkurt; ‘’Kültür kavramını biraz daraltarak sadece sanat açısından bakarsak sanat insanın mutluluğuyla ilgili bir kavramdır. Kültür ve sanat, insanlığın en etkili varoluş, tanınma ve tanıtma aracıdır. Tarih boyunca hiçbir güç, kültür ve sanat kadar etkili olamamıştır. Güçlü ordulara, güçlü ekonomiye sahip nice devlet ve imparatorluk tarihin derinliklerinde yitip giderken, o devlet ve imparatorluğun halkı, yarattığı kültür ve sanatla varlığını sürdürebilmiştir. Bunun en iyi kanıtı, tarihten silinen onca Türk devletine karşı Türk Ulusunun, kültür ve tarihiyle varlığını sürdürebilmesidir. Hiç kuşkusuz kültürün sürdürülebilirliğini sağlayan dil ve dil sanatı olan edebiyattır. Gagauzlar, çarpıcı bir örnektir. Kendileri de Hristiyan oldukları için, koskocaman Hristiyan okyanusu içinde eriyip gitmeleri hiçtendi. Ama erimediler, çünkü dillerine, dillerinin sanatına sahip çıktılar. Bundan dolayıdır ki siyaseten dağınık olan Türk Dünyası’nın geleceğini, tek başına değilse bile büyük oranda ortak dil ve ortak edebiyat belirleyecektir. Ayrıca Amasya Üniversitesi ailesine güzel misafirperverlikleri için canı gönülden teşekkür ediyorum.’’ dedi.

SEMPOZYUM1 (1)

Sempozyum, Prof. Dr. Birsen Karaca, Prof. Dr. Abdülrezak Altun, Yrd. Doç. Dr. Nazan Kahraman ve Metin Turan'ın katıldığı sempozyum kapanış oturumuyla sona erdi.

SEMP-4

Sempozyumda; savaş ve kültür bağlamında yaklaşık 100 bildiri sunuldu. Sempozyum süresince tematik olarak sınıflandırılmış 24 farklı oturum gerçekleştirildi.

Sempozyuma tam metin gönderen bildirilerin bir kısmı sempozyum kitabı olarak yayınlanacağı bildirildi. Sempozyum sosyal programı kapsamında Amasya'nın tarihi ve kültürel alanlarına gezi düzenlendi.

Güney Koreli Konuğumuz: Biz Türkiye'yi Çok Seviyoruz

Güney Koreli Ju Yeong Jang da sempozyum kapsamında üniversitemizdeydi. Kısa bir söyleşi yaptığımız Ju Yeong, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü doktora öğrencisi. Yüksek lisansını da Türkiye’de yapan Ju Yeong Türkçe’yi ana dili gibi konuşuyor. Türkçe’ye ilgisini sorduğumuz Ju Yeong Türkçe ve Korece’nin Ural-Altay dil ailesinden olduğunu bu bağlamda ilgisini çektiğini söyledi.

elma

Kore ve Türk kültürünün çok benzediğini söyleyen Ju Yeong, iki dilde birbirine benzeyen birçok kelime ve ‘bir taşla iki kuş vurmak’ gibi deyimler ve atasözleri de bulunduğunu belirtti. İki ülkenin örf ve adetlerinin çok benzediğini belirten Ju Yeong, Kore kültüründe de ailenin çok önemli olduğunu, büyüklere saygıya çok dikkat edildiğini söyledi.

Kore Savaşında ülkemizin yardımını hiç unutmadıklarını söyleyen Ju Yung, ‘’Nasıl biz Türkiye’ye geldiğimizde Türkler bize büyük sevgi gösteriyorsa; biz de aynı duyguları Türklere hissediyoruz. Biz ülke olarak Türkiye’yi, Türk milletini çok seviyoruz.’’ ifadelerini kullandı.

Son olarak ‘Ayla’ filmini izleyip izlemediğini sorduğumuz Ju Yeong filmi izlediğini, çok beğendiğini, sinema salonundaki diğer Türk arkadaşlarıyla birlikte gözyaşı içinde izlediklerini söyledi. Amasya elması ikram ettiğimiz Ju Yeong, ‘’Amasya Elmasının ününü Ankara’da duymuştum, dedikleri kadar varmış.’’ dedi.

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü