Horasan’dan Anadolu’ya Erenler Buluşması

Üniversitemiz koordinasyonunda Amasya Valiliği ve Amasya Belediyesinin destekleriyle”Horasan’dan Anadolu'ya, Hacı Bektaş Veli'den Keçeci Baba'ya, Aziz Baba'dan Er Mahmud Dede'ye Erenler Buluşması" konulu bir etkinlik gerçekleştirildi. Amasya Belediyesi Kültür Merkezinde gerçekleşen etkinliğe Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Milletvekilleri Mustafa Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Belediye Başkanı Cafer Özdemir, Rektörümüz Prof. Dr. Metin Orbay, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Ayrıca programa Tokat Erbaa Keçeci Köyü Ocağından Dede Salih Bolat, Tokat Turhal Erenli Köyü Er Mahmud Dede Ocağından Aziz Körpeci, Amasya Merkez Yassıçal Köyü Erkonaş Ocağından Ertuğrul Altay, Sarı Saltuk Ocağından ve Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Ordu Gürgentepe Güvenç Abdal Ocağından Dursun Ali Göktepe, Eskişehir Galip Musa Ocağından Ali Güvenç, Eskişehir Şücaaddin Veli Ocağından Mehmet Demirtaş,  Amasya Göynücek Tencirli Köyü Dernek Başkanı Mesut Meşe’nin de aralarında olduğu Alevi dedeleri katıldı.

Program Tokat Erbaa Keçeci Köyü Keçeci Baba Ocağından Rıza Şahin Dede birlik duası okumasıyla başladı. Programda açılış konuşmalarının ardından “Alevi-Bektaşi İnancının İnançsal-Tarihsel Temelleri ve Amasya Bölgesi” temalı bir panel gerçekleştirildi.

Programın açılış konuşmalarını Amasya Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu, Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir, Tokat Turhal Erenli Köyü Er Mahmut Dede Ocağından Aziz Körpeci, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay ve Amasya Valisi Dr. Osman Varol yaptılar.

eren20

Balkanlarda İslam’ın Yayılmasında Bektaşilik Önemli Etkilerden Biridir

 Amasya İl Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

‘’Alevi ve Sünni kardeşlerimizle bizi bir araya getiren şey aynı değerleri paylaşmamız aynı kaynaklardan beslenmemizdir. Biz biliyoruz ki Anadolu Aleviliği ile Sünnilik birbirine zıt değildir. Anadolu Sünniliğinin içerisinde Ehlibeyt sevgisi vardır, Ahmet Yesevi vardır, Sarı Saltuk vardır; dört kapı, kırk makam vardır; Hüznü Kerbela vardır. Anadolu’nun irfan geleneğinde Bektaşiliğin ise ayrı bir yeri vardır. İslam, Balkanlara Bektaşilik ile gitmiştir. Her bir yeniçeri bir Bektaşi idi. Osmanlı sultanlarının haremini Bektaşiler korumuşlardır. Ne Alevilik İslam’ın kendisidir ne de Sünnilik İslam’ın kendisidir; her ikisi de İslam’ın farklı yorumlarıdır. Ama hepimiz İslam medeniyetinin mensuplarıyız. En belirleyici ve en kuşatıcı ortak paydamız budur.’’

İslam’ın Allah’ın bir boyası olduğunu söyleyen Müftü Keşvelioğlu; ‘’Rengimiz, dilimiz mezhebimiz, meşrebimiz bu boyanın yanında tali bir meseledir. Temel amacımız iyi mümin olmak iyi insan olmaktır. Dolayısıyla dinin farklı yorumları olan mezhep ve dini anlayışlar da bir araçtır. Bizim en büyük sıkıntımız ve temel meselemiz aracı amaç haline getirmektir. Zannım oldur ki; vahyi ve aklı ön plana alarak birbirimize yaklaşırsak teferruat ve taassuptan kaynaklanan dar görüşlülükten kurtulabiliriz. Kuran’ı Kerim de Yüce Rabbimiz -biz dileseydik bütün insanları tek bir inanç üzere yaratırdık; dillerinizin, dinlerinizin renklerinizin farklı olmasında bilenler ve düşünenler için dersler vardır- buyruluyor. Dolayısıyla farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek gerekiyor. Birbirimizi değiştirmeden dönüştürmeden kabul etmemiz gerekiyor. Tüm mesele birbirimize Yüce Allah’ın muazzam bir eseri gözüyle bakabilmektir.  İnsana insan olduğu için değer vermeliyiz. Tüm mesele birbirimize Yüce Allah’ın muazzam bir eseri nazarıyla bakabilmektir.’’ dedi.

Aramızda Kopmaz Bağlar Var

Belediye Başkanı Cafer Özdemir ise birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz günlerde böyle bir program yapılmasının çok yerinde olduğunu kaydederek emeği geçenlere teşekkür etti.

Türk toplumunun Orta Asya’dan uzun yıllar boyunca göç ettiğini belirten Özdemir, göçler esnasında yaşanan acı, keder ve sevinçlerin Anadolu halkı arasında kopmaz bağlar oluşturduğunu söyledi. Özdemir, “Farklılıklarımız zenginliklerimiz. Biz Amasya’da Alevi’siyle Sünni’siyle bir arada yaşıyoruz, ekmeğimiz kardeşçe paylaşıyoruz. Birbirimizden farkımız yok. Bizim bir arada yaşamamız gerekiyor. Bir olmalıyız, diri olmalıyız.” ifadelerini kullandı. 

Horasan Dervişlerinin Anadolu’nun Türkleşmesinde Büyük Rolü Var

Tokat Turhal Erenli Köyü Er Mahmut Dede Ocağından Aziz Körpeci Dede yaptığı konuşmada Mahmud Dede Ocağı hakkında bilgi verdi.

Er Mahmut Dede’nin on ikinci yüzyılın ortaları ile on üçüncü yüzyılın başları arasında yaşadığını kaydeden Körpeci, Er Mahmud Dede’nin Horasan’dan Anadolu’ya göçen Urum erenlerinden olduğunu ifade etti.

Hacı Bektaşi Veli önderliğinde Horasan dervişlerinin Anadolu’nun yurt tutuluşu ve İslamlaşmasında büyük rol üstlendiklerini kaydeden Körpeci; Alevi Bektaşi inancının önemli merkezlerinden olan Tokat ve Amasya’da yapılacak bu ve benzeri etkinliklerin birlik ve beraberliğimize katkı sağlayacağını söyledi.

eren21

Ne Mutlu Hacı Bektaşi Veli’nin Yolunda Yürüyenlere

Rektörümüz Prof. Dr. Metin Orbay yaptığı konuşmada tarih içerisinde pek çok acı yaşandığını ve bu acılardan en büyüklerinden birinin ise Kerbela’da yaşandığını kaydetti. Orbay; Kerbela’da şehit olan canların ardından giden ehlibeyt dostlarının bugün Anadolu’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da Alevilik-Bektaşiliğin temel kurumları olan ocakları yaşatmak için büyük bir özveriyle çalıştıklarını ifade etti.

Orbay; ‘’Gönüllerini ve kamu kaynaklarını sivil toplum örgütlerine eşit mesafede açan başta Valimiz, Belediye Başkanımız ve Amasya’daki kamu kurum kuruluşlara teşekkür ediyorum. Ne mutludur ki gerçekten Hacı Bektaşi Veli’nin yolundan gidenlere ne mutludur ki bu cumhuriyetin ilelebet payitaht kalabilmesi için bir olalım, iri olalım, diri olalım ülküsünde birleşenlere, aşk ile hepinizi selamlıyorum.’’ cümlelerini kaydetti.

Farklılıklarımız Değil Ortak Yanlarımız Üzerinde Durmalıyız

Valimiz Dr. Osman Varol yaptığı konuşmada, “Çok uzun zaman önce yaşanmış bir acının insanlarımızın üzerinde bıraktığı etki ve o haksızlığa bir tepki olarak sürdürülen bir inanç var. Kerbela olayında olduğu gibi yapılan bir haksızlığın, adaletsizliğin üzerini zamanla kapatılması mümkün olmuyor. Bu haksızlıkların açtığı yara her tekrar yaşanıyor. Böylece İslam toplumunun içerisinde çok farklı bir inanç ve ritüel oluşmuştur. Fakat hep farklılığımız olmadığına vurgu yapıyoruz. Fark kavramına gelince, aynı hanenin iki evladında bile birbirinden farklı yönü bulunur. Bizim üzerinde durmamız gerekense farklılıklardan ziyade ortak yanlar olmalı. Ecdadımız çok uzun zaman önce bu toprakları yurt edindiler. Daha sonra büyük bir medeniyet kurarak huzur içerisinde yaşanan bir toplumsal yapı oluşturdular. Bugün bizlerin yaşadığı bu kıymetli topraklarda türlü oyunlar oynanmaktadır. Bunlara direnebilmek için ecdadımızın yaptığı gibi mutlaka birlik olmamız gerekiyor. Ortak taraflarımızı ortaya çıkararak bir kültür ve medeniyetin inşasını kurmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Alevilik Bektaşilik İnancında ‘Allah’ Sevgiyle Yaklaşılandır

Açılış konuşmaların ardından ‘Alevi Bektaşi İnancının İnançsal Tarihsel Temelleri ve Amasya Bölgesi’ adlı panele geçildi. Panelin başkanlığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden Prof. Dr. Medine Sivri üstlenirken Erzincan Hıdır Abdal Ocağından Ahmet Uğurlu Dede, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Tunceli Munzur Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Coşkun Kökel birer konuşma yaptı.

Panel Başkanı Prof. Dr. Medine Sivri, İslam dininin sevgi ve barışın dini olduğunu ve özüne insan sevgisini koyduğunu söyledi. İnsanın kendisini bilmesini, kendisini bildiğinde de hakkı bildiğini işaret eden Prof. Dr. Sivri; Alevi Bektaşilik inancında Allah’ın ‘sevgiyle yaklaşılan’ olduğunu ifade etti.

Hacı Bektaş Veli ve Anadolu erenlerinin Anadolu’da başlattığı ve yerleştirdiği ocak kurumunun önemine değinen Sivri; ‘’Alevilik Bektaşilik inancının temellerinin de bu noktadan hareketle araştırılması çok önemli; çünkü bu ocaklar aynı zamanda bir imar ve iskanın hayata geçirilmesidir. Bu ocaklarda sevginin, barışın temelde olduğu, hoşgörünün rızalığın olduğu, çalışmadan geçinenlerin bizden olmadığı, barışın kol gezdiği bir ortamın yaratıldığı, suç unsurunun ortadan kaldırıldığı ve yatay bir hiyerarşiyle -er ere, er de Hakka bağlı- düsturunun olduğu bir mekanizma vardır.’’ dedi.

Panel Başkanı Şöyle devam etti:

‘’Hz. Muhammed Mustafa ben ilim şehriysem Ali benim kapımdır, diyor. Yani Ali’den geçmeden Hz. Muhammed Mustafa’nın dünyasına girilemez. Bu güzel inanç yüzlerce yıldır inanç dedeleri ve seyitler tarafından günümüze kadar aslına uygun bir şekilde, özenle korunarak taşınmıştır. Günümüzde ne yazık ki bir takım siyasi durumlar, yanlış anlaşılmalar sonucu birtakım sıkıntılar oluşmuş ve Alevilere hak etmedikleri durumlar yaşatılmıştır. Bu noktada devlet yetkililerimiz de aramızdayken şu mesajı da göndermek istiyorum. AİHM cemevlerini ibadethane olarak tanıdı; ama ne yazık ki hala ülkemizde kabul görmüş değil. Alevilerin hakları olduğu halde bu hak kendilerine iade edilmedi. Bunun yasal olarak bir an önce tanınmasını talep ediyoruz.’’

eren22 (1)

İslam’ın Temeli İnsanı Sevmektir

Erzincan Hıdır Abdal Ocağından Ahmet Uğurlu Dede yaptığı konuşmada Kur’an-ı Kerim’den örnekler vererek Alevi toplumu olarak Hz Muhammet’in ahlaki yapısını örnek aldıklarını söyledi. Kötü zihniyetli birtakım kişilerin peygamberimizi kullanarak dini kendi emellerine alet ettiklerini söyleyen Uğurlu Dede bu tuzaklara düşülmemesi gerektiğini söyledi.

İslam’ın barış, sevgi, güven dini olduğunu kaydeden Uğurlu Dede ‘’Her şeyin bir aslı temeli vardır. İslam’ın temeli insanı sevmektir. Kur’an ahlakıyla ahlaklı olmaktır.’’ dedi.

Türklüğe ve Türkçeye Önem Verdiler

Panelin bir diğer konuşmacısı Fen Edebiyat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Anadolu Aleviliği dendiği zaman ilk akla gelen ismin Hacı Bektaşi Veli olduğunu belirtti. Hacı Bektaşi Veli’nin ise ışığını Horasan’da Ahmet Yesevi’den aldığını kaydeden Prof. Dr. Köksal; Ahmet Yesevi’nin Anadolu tasavvufunun piri olduğunu kaydetti.

Hoca Ahmet Yesevi’nin Türklüğe ve Türkçeye çok önem verdiğini kaydeden Köksal; Yesevi’nin hikmetlerini Türkçe söylediğini belirtti. Dönemin bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça olması sebebiyle ulema tarafından sıkça eleştirilen Yesevi’nin

‘’Sevmiyorlar alimler sizin Türkçe dilini

Bilenlerden işitsen açar gönül ilini

Ayet, hadis manası Türkçe olsa duyarlar

Manasına erenler başı eğip uyarlar.

Miskin Hoca Ahmet yedi atana rahmet

Fars dilini bilir de sevip söyler Türkçeyi"

mısralarını okuyan Köksal; bu mısraların Yesevi takipçilerine ilham verdiğini ifade etti. Köksal; Yesevi bağlısı olan Yunus Emre’nin de eserlerini Türkçe yazdığını Anadolu’da İslam’ın ve Türklüğün yayılmasında çok büyük katkıları olduğunu belirtti.

Amasya İlyasköy’de yaşamış Âşık Paşa’nın da Anadolu’nun Türkleşmesinde çok büyük katkıları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köksal; ‘’Âşık Paşa’nın Garipnamesi Türk edebiyatında Anadolu’da yazılmış en eski ve en önemli eserdir. On bin beyittin üzerindeki bu eser Anadolu’da yüzlerce nüsha el yazması olarak çoğaltılmış ve bütün Anadolu halkının İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde ciddi bir etki yaratmıştır.’’ dedi.

Alevi toplumuna ait yazılı kaynakların yeteri kadar elimizde olmadığını kaydeden Köksal; ‘’13. ve 14. yy’da ise son derece azdır. Bunlar içinde bazılarını okursak birtakım yanlış bilgiler de düzeltilmiş olacaktır. O döneme ait velayetnameler okunduğunda Hacı Bektaşi Veli’nin hayatıyla ilgili çok önemli bilgilere ulaşırız. Hacı Bektaşi Velinin ‘Eline, diline, beline sahip ol’ düsturunun önemini görüyoruz. Burada hırsızlık yapma, harama el uzatma, kötü söz söyleme, namuslu ol anlamının yanında daha derinde bir anlamın olduğunu da fark ediyoruz. Bu da el demek aynı zamanda ülke demek olduğundan ülkene, vatanına milletine sahip ol; diline sahip ol derken Türkçene sahip ol; beline sahip ol derken nesillerine, geleceğine sahip ol gibi daha derinlerde bir mana okuyoruz. Esasında ortak noktalarımızı tespit etmek ve bu noktalar üzerinden hareket etmek zorundayız bizim ikinci bir Türkiye’miz yok. Birbirimizin daima iyi taraflarını görmek devletimizin milletimizin bekası için gereklidir.’’ ifadelerini kullandı.

Bilimsel Çalışmalarda Ocaklar Öncelikli Önem Taşımaktadır

Alevilikle ilgili bazı tarihi belgelere de sunumunda yer veren Tunceli Munzur Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Coşkun Kökel; ‘’13. yüzyılda Hünkâr, Serçeşme, Pir Hacı Bektaşi Veli ile beraber uyanan çerağ, Anadolu’nun dört bir yanını, Balkan coğrafyasını insanlık, sevgi, barış ve hoşgörü adına aydınlattı. Sulucakaraöyük’te dervişlere Ehl-i beyt’ten, İmam Ali’den ve İmam Hüseyin’den gelen emanet aktarıldı. Hünkâr’ın dervişleri Pir’in telkiniyle gittikleri diyarlarda kurdukları ocak ve dergâhlarla Ehl-i beyt’in, On iki İmamlar’ın inancını insanlara aktardı. Güvenç Abdal Karadeniz’de, Karadonlu Can Baba Sivas-Erzincan bölgesinde, Sarı Saltık Balkanlar’da, Seyyid Cemâl Sultan ve Resul Baba Afyonkarahisar-Kütahya coğrafyasında, Koluaçık Hacım Sultan Uşak’ta, Sarı İsmail Denizli’de; Hünkâr’dan aldıkları inancı, muhabbeti ve lokmayı canlarla paylaştı. Dede ve babaların duasında seksen bin Anadolu Abdalı, doksan bin Horasan Piri şeklinde anılan Ehl-i beyt talipleri, insanlara sadece inancı değil insan olarak var olmanın anlamını da tanıttı. Âşıklar, zakirler erenler yolunun âdâbını, erkânını Hak sözünün bülbülü olarak nefes, deme, deyiş ile verdi. Âşığa, Telli Kur‘an’ı olan bağlama eşlik etti. Telli Kur‘an ve gerçeğin sözü, âşığın dilinde birleşti. Muhabbet kapısı açıldı. Meydan görüldü. Erenlerin hizmeti tamam oldu. Dervişlerin kurduğu inanç-dede ocakları bu katarın okulları oldu. Güvenç Abdal, Hubyar Sultan, Keçeci Baba, Baba Mansur, Hacı Kureyş, Üryan Hızır, Sultan Gözükızıl, Yalıncak Sultan, Dede Kargın, Şah İbrahim Veli, Hıdır Abdal, Garib Musa, Hasan Dede, Mehmet Dede, Kalender Veli, Seyyid Ali Sultan(Kızıldeli), Veli Baba ve daha niceleri… Anadolu’da Alevi inancının yüzyıllar boyu temeli inanç-dede ocakları oldu. Ocaklarda erenlerin süreği yaşadı. Alevilik ile ilgili bilimsel çalışmalarda da ocaklar öncelikli önem taşımaktadır.’’ dedi.

eren23

Sunumun ardından diğer evraklarla birlikte Dr. Kökel; Alevi İnanç Dede Ocaklarından biri olan Sultan Hıdır olarak bilinen ama Alevi Bektaşi gelenekte Üryan Hızır namı ile tanınan, Üryan Hızır Ocağının yaklaşık yedi sekiz metre uzunluğundaki çok önemli bir evrakını da izleyicilerle paylaştı.

Panelin ardından Amasya Damudere Köyü Hubyar Ocağı ve Tokat Turhal Erenli Köyü Er Mahmud Dede Ocağı tarafından semah gösterileri düzenlendi.

Program sonunda katılımcılara Vali, Belediye Başkanı ve Rektörümüz tarafından teşekkür edilerek çiçek ve sertifikaları takdim edildi.

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü