'Can'lar Üniversitemiz Çatısı Altında Buluştu

Üniversitemiz çatısı altında Tarihsel-İnançsal ve Kültürel Boyutlarıyla Alevilik-Bektaşilik başlıklı bir etkinlik düzenlendi. İpekköy Yerleşkesi konferans salonunda düzenlenen programa Amasya Valisi Salih Işık, İl Jandarma Komutanı Selami Akşit, Amasya Cem Vakfı Başkanı Haydar Kılıç, Tunceli Cem Vakfı Başkanı Ali Ekber Yurt, Hubyar Sultan Vakfı Kurucu Genel Başkanı Cemal Coşkun, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, Alevi dedeleri, akademisyenler ile öğrencilerimiz ve Amasyalı vatandaşlar katıldı.

BEKTAŞİ

Program kapsamında düzenlenen panelde Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Munzur Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kökel, Erzincan Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Ahmet Uğurlu yer aldı.

BEKTAŞİ2

Alevi-İslam İnancında Hayatın Amacı İnsanı Kâmil Etmektir

Programın açılış konuşmalarında Ali Baba Ocağı dedelerinden Birol Gökalp; ‘’Amasya Alevi-İslam açısından çok önemli bir bölgedir. Amasya, Baba İlyasların, Pir Hamdullah Çelebilerin memleketidir. Alevilik; Anadolu’nun, İslam coğrafyasının ve dünyanın bir gerçeğidir. Alevilik yaşadığı coğrafya içindeki ve dışındaki fikir ve sosyal yaşantılardan etkilenmiş kendisini her zaman yenilemiş ve değerlerine sadık kalmıştır. Farklı inanış biçimlerini ayrılık nedeni değil bir bütünün zenginliği olarak görmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Aleviler ibadetlerini şekilcilikten uzak, edep ve erkan üzerine yapmıştır. Alevilik doğayı, insanı ve sevgiyi merkeze koyarak evrensellik kazanmıştır. Alevilik, rengi, ırkı, mezhebi ayrılıkları methetmez. Alevi-İslam inancında hayatın amacı insanı kâmil etmektir. Aleviliğin tanınması ve öğretilmesi açısından bu tür toplantıları önemsiyoruz ve destekliyoruz. Bu bağlamda başta üniversitemiz olmak üzere tüm eğitim birimlerimiz, Alevi kurumlarımız, Aleviliği doğru öğretirsek tüm dünya için bir kurtuluştur. Çünkü biz tanrıya, doğaya, insana sevgiyle bakıyoruz. İnşallah üniversitelerimiz bu bağlamda bir çığır açacaktır. Emeği geçen tüm canlara teşekkür ederiz.’’ dedi.

BEKTAŞİ-SONNN

Hacı Bektaşi Veli’yi 'Veli' Yapan Evrenin Özüne İnsanı Koymasıdır

Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay yaptığı konuşmada; ‘’Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencileri akın akın Anadolu’ya geldiler. Bunlardan bir tanesi de 13. yy’da Anadolu’nun göbeğinde yedi hanelik Çepni Köyü’ne gelen Hacı Bektaşi Veli idi. Hacı Bektaşi Veli, Anadolu coğrafyasının doğusundan batısına kuzeyinden güneyine birliği, beraberliği, hoşgörüyü yaydı. Ve hizmetleriyle öğrencileri, alperenleri o kadar ileri gittiler ki bugün Balkan coğrafyasının farklı yerlerinde bile Hacı Bektaşi Veli’nin izlerini görebiliyoruz. Bugün Hacı Bektaşi Veli’yi 'veli' yapan evrenin özüne insanı koymasıdır. Alevilik ve Bektaşilik Türkiye’nin üzerinde odaklanması gereken bir konudur. Bu ve buna benzer çalışmalar üniversitemiz ve üniversiteler tarafından desteklenmelidir. Programa göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum. ‘’ cümlelerini kaydetti.

BEKTAŞİ1

Alevi ve Sünniler Arasında Cehalete Dayalı Ön Yargılar Var

Programın açılış konuşmasında Vali Işık ise şu cümleleri kaydetti: “Alevilik-Bektaşilik kültürü konusunda, Aleviler ve Sünniler arasında cehalete dayanan birtakım ön yargılar var. Bu ön yargıların kırılması, böyle çalışmalarla yok edilebilir. Bilinçlenme ve bilgilendirmeyle bu ön yargıları aşabiliriz. Alevilik ve Sünnilik meselesiyle düşmanlarımız birlik ve beraberliğimizi bozma çabasındalar. Biz biriz, aynı kültürün mensuplarıyız. Bizim Allahımız, Peygamberimiz, Kitabımız, Kâbe’miz birdir. Yaşantımızdaki bazı farklılıkları da hoşgörüyle karşılayıp, onları kültürel zenginlik olarak görmeliyiz. Programın hazırlanmasında emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Alevi Toplumu Bu Toplumun Öz Çocuklarıdır

Açılış konuşmaların ardından panele geçildi. Panelin başkanlığı üstlenen Prof. Dr. M. Fatih Köksal; ‘’Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasından beri bu topraklar Alevi ve Sünni toplumunun birlikte yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Geçmişte zaman zaman bazı hadiseler olmuşsa da şunu çok iyi biliyoruz ki Alevi toplumu bu milletin, bu devletin, bu toprakların öz çocukları, harcı ve asla ayrılmaz bir parçasıdır. Bu itibarla Aleviliği daha geniş toplantılarda doğru anlamak ve doğru anlatmak akademik dünya olarak bizim boynumuzun borcu asli vazifelerimizden biridir.’’ dedi.

BEKTAŞİ4

Alevi-İslam Toplumu Biraz Kur’an’dan Ayrıldı, Sünni Kardeşlerimiz De Ehl-i beytten Ayrıldı

Erzincan Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Ahmet Uğurlu yaptığı konuşmada; ‘’Yüce Peygamberimiz, beşerî yaşamının son yıl dönümünde, Veda Hutbesi’nde şöyle buyurmuştur; “Ben, her kimin Mevlâsı isem, Ali de onun Mevlâsıdır. Ali’nin dostuna dost ol, düşmanına ol sen de düşman. Her kim onu sevip, ederse imdat ile gayret, sen dahi kıl anı nusret.’’ İşte biz Aleviler olarak, Yüce Peygamberimizin Veda Hutbesi ’ne tam uymaktayız. Tescil-i Hidayet Essûli Kitabı’nda şöyle buyurmuştur; “Her şeyin bir aslı, temeli vardır. İslâm’ın aslı, temeli Ehlibeytimi sevmek, onların yolunu sürmektir.” Hz. Ali’yi yanına çağırıp “Lahmeke lahmi, cismike cismi, ruhuke ruhi, demmike demmi” buyurmuştur. İşte Aleviler’in, Hz. Ali’yi diğer halifelerden üstün tutmasının, beşeriyette en üst mevkiye çıkarmasının anlamı da bu gerçeğin altını çizmektedir. Yani Cenab-ı Allah, son peygamberi Hz. Muhammet’e bu yetkiyi vermiş ve Hz. Muhammet Mustafa S.A. de son görevi Hz. Ali’ye vermiş, “Ali bende, ben de Ali’deyim” demiştir. Hatta buyurmuş ki; “Kim ki benden sonra Ey yâr! İmam Ali’yi kılarsa inkâr, benim nübüvvetimi inkâr etmiş olur.” ifadelerini kullandı.

İslam’ın tüm dünyaya tanıtılması gerektiğini söyleyen Uğurlu; ‘’İslam; barıştır, sevgidir, güvendir, Allah’a teslim olmaktır. Her şeyin bir aslı temeli vardır. İslam’ın temeli insanı sevmektir. Kur’an ahlakıyla ahlaklı olmaktır. Kur’an’da şöyle diyor: ‘Ya Muhammet kullarıma söyle Ehl-i beyti sevsinler. Kur’an ve Ehl-i beytin yolundan ayrılmasınlar. Ama ne yazık ki Alevi-İslam toplumu biraz Kur’an’dan ayrıldı, diğer Sünni kardeşlerimiz de Ehl-i beytten ayrıldı. İkiye bölündük bunu birleştirmek lazım.’’ dedi.

Aleviliğin çok güzel bir inanç sistemi olduğunu kaydeden Uğurlu, ‘Sevap istersen öldür yalanı, cennet istersen incitme canı’ dizelerini okuyarak sunumunu bitirdi.

Bilimsel Çalışmalarda Ocaklar Öncelikli Önem Taşımaktadır

Alevilikle ilgili bazı tarihi belgelere de sunumunda yer veren Munzur Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kökel; ‘’13. yüzyılda Hünkâr, Serçeşme, Pir Hacı Bektaş Veli ile beraber uyanan çerağ, Anadolu’nun dört bir yanını, Balkan coğrafyasını insanlık, sevgi, barış ve hoşgörü adına aydınlattı. Sulucakaraöyük’te dervişlere Ehl-i beyt’ten, İmam Ali’den ve İmam Hüseyin’den gelen emanet aktarıldı. Hünkâr’ın dervişleri Pir’in telkiniyle gittikleri diyarlarda kurdukları ocak ve dergâhlarla Ehl-i beyt’in, On iki İmamlar’ın inancını insanlara aktardı. Güvenç Abdal Karadeniz’de, Karadonlu Can Baba Sivas-Erzincan bölgesinde, Sarı Saltık Balkanlar’da, Seyyid Cemâl Sultan ve Resul Baba Afyonkarahisar-Kütahya coğrafyasında, Koluaçık Hacım Sultan Uşak’ta, Sarı İsmail Denizli’de; Hünkâr’dan aldıkları inancı, muhabbeti ve lokmayı canlarla paylaştı. Dede ve babaların duasında seksen bin Anadolu Abdalı, doksan bin Horasan Piri şeklinde anılan Ehl-i beyt talipleri, insanlara sadece inancı değil insan olarak var olmanın anlamını da tanıttı. Âşıklar, zakirler erenler yolunun âdâbını, erkânını Hak sözünün bülbülü olarak nefes, deme, deyiş ile verdi. Âşığa, Telli Kur‘an’ı olan bağlama eşlik etti. Telli Kur‘an ve gerçeğin sözü, âşığın dilinde birleşti. Muhabbet kapısı açıldı. Meydan görüldü. Erenlerin hizmeti tamam oldu. Dervişlerin kurduğu inanç-dede ocakları bu katarın okulları oldu. Güvenç Abdal, Hubyar Sultan, Keçeci Baba, Baba Mansur, Hacı Kureyş, Üryan Hızır, Sultan Gözükızıl, Yalıncak Sultan, Dede Kargın, Şah İbrahim Veli, Hıdır Abdal, Garib Musa, Hasan Dede, Mehmet Dede, Kalender Veli, Seyyid Ali Sultan(Kızıldeli), Veli Baba ve daha niceleri… Anadolu’da Alevi inancının yüzyıllar boyu temeli inanç-dede ocakları oldu. Ocaklarda erenlerin süreği yaşadı. Alevilik ile ilgili bilimsel çalışmalarda da ocaklar öncelikli önem taşımaktadır.’’ dedi.

BEKTAŞİ5

Sunumun ardından Dr. Kökel; Osmanlı arşivinde son derece önem arz eden 1539 yılından 1918 yılına kadar düzenli olarak tutulmuş içinde Anadolu’daki Aleviler ve Bektaşilerle ilgili sayısız ferman ve beratın kayıtlı olduğu Divan-ı Hümayun defterlerinin dijital ortama aktarılmış nüshalarını çalışmalarda ve araştırmalarda değerlendirilmek üzere Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay’a takdim etti.

BEKTAŞİ6

Programın sonunda Vali Işık ve Rektörümüz konferansa katkılarından ötürü konuşmacılara ‘fidan dikme sertifikalarını verdi.

Panel sonrası Alevi deyişleri eşliğinde Amasya-Suluova Yöresi Semah Topluluğu da programda yer aldı.

BEKTAŞİ6 (1)

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü