TBMM Başkanımız 100. Yıl Etkinliklerine Katıldı

Millî Mücadelenin ve Amasya Tamiminin 100. Yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde Üniversitemiz Kongre ve Kültür Merkezinde ‘Amasya Genelgesinin 100. Yılında Milli İrade ve Milli İstiklal’ konulu bir panel gerçekleştirildi. Panele Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Şentop’un yanı sıra başkanlık divanı üyeleri, İlimiz Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ile Hasan Çilez, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, kamu kurum kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri, personelimiz ile çok sayıda vatandaş katıldı.

1 (5).jpeg

Amasya Tamimi İstiklal Mücadelemizin Çelikten Zırhıdır

Vatanımız için toprağa düşmüş tüm şehitlerimiz ve gazilerimiz anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan programda bir konuşma yapan Rektörümüz Prof. Dr. Süleyman Elmacı; Meclis Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve tüm konukları selamlayarak konuşmasına başladı.

1 (2) (6)

Prof. Dr. Elmacı; ‘’Amasya Tamiminin, İstiklal Mücadelemizin meşalesi ve çelikten zırhı olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Amasya Genelgesinin 100. yıl etkinlikleri kapsamında Amasya’mıza teşrif eden, bizleri onurlandıran Meclis Başkanımıza ve siz değerli konuklara teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.’’ dedi.

Meclis Başkanımızın Etkinliklere Katılması Çok Anlamlıdır

1 (2) (7)

İlimiz Valisi Dr. Osman Varol ise yaptığı konuşmada şu cümleleri kaydetti:

“Saygıdeğer Meclis Başkanımız, çok kıymetli protokol mensupları, ilimize teşrifleriyle bizleri onurlandıran çok kıymetli TBMM Başkanımıza ve beraberindeki başkanlık divanı üyelerine huzurlarınızda teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Millî Mücadelemizin 100’üncü yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Millî Mücadelemiz açısından çok önemli olan dört ilimizde, başkentimizde ve ülkemizin çeşitli bölgelerinde etkinlikler düzenlenmektedir. Bu etkinliklerin ilimizi kapsayan en önemli kısmı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 12 Haziran’da Amasya’ya gelişiyle başlayıp 22 Haziran’da Amasya Tamiminin imzalanmasıyla sona eren ve tüm dünyaya milletin istiklalini ancak milletin azim ve kararının kurtaracağının haykırıldığı Amasya Tamimi ve bu dönemdir.

Bu dönemde gerçekleştirilen etkinliklerimizde bizlerle birlikte olan Çok Kıymetli Meclis Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Milli egemenliğin sembolü olan Yüce Meclisimizin başkanının; burada, millet iradesinin dünyaya haykırıldığı yerdeki etkinliklere katılması çok anlamlıdır.”

Türk Milleti Karanlık Devirleri Gayretiyle Aydınlattı

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ’Sevgili Amasyalılar’ diyerek başladığı konuşmasında Anadolu’daki Türk varlığının ve Millî Mücadelenin sembol şehirlerinden biri olan Amasya’da bulunmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi.

1 (4) (4)

Meclis Başkanı Şentop konuşmasında şu cümleleri kaydetti:

‘’Evet, anlamlı bir vesileyle buradayız. Bu yıl, vatanın işgal ve ilhakına karşı Samsun’dan başlayıp Amasya, Erzurum, Sivas uğraklarından geçen ve nihayet Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin ve Yeni Türk devletinin kuruluşuyla neticelenen Millî Mücadelenin 100’üncü yıldönümü. Ve bu tarihî hadisenin en önemli aşamalarından birisi de burada, Amasya’da gerçekleşti.

19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan Kurtuluş harekâtının gayesi, işgal ve ilhak edilmek istenen vatanı müdafaa etmekti. Yapılması gerekense, istiklâl iradesini milletle buluşturarak topyekûn bir direniş hattı kurmaktı. Bu hattın, yani istiklâl-i tam iradesinin başladığı yer Samsun, milletle buluştuğu yer ise Amasya oldu. Dolayısıyla biz bugün sadece, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının hazırladığı bir tamimin yıldönümünü değil, aynı zamanda Amasya halkının şahsında milletimizin işgale direniş kararını almasının yıldönümünü anıyoruz.

Aziz milletimizin esaret ve işgal tehdidi karşısında ne kadar dirençli olduğunu görmek için Amasya’nın 100 yıl önceki kararlılığına bakmak lazımdır. Gazi Mustafa Kemal, 12 Haziran 1919’da Amasya Hükûmet Konağı’nın balkonundan çok anlamlı bir konuşma yapar. Gazi, bu konuşmada şöyle demektedir:

“Amasyalılar, düşmanların Samsun’dan yapacağı herhangi bir huruç hareketine karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekecek, dağlara çekilecek, vatanı en son kayasına kadar müdafaa edeceğiz. Allah milletimize mağlubiyeti gösterirse bütün evlerimize, mallarımıza ateş verecek ve vatanı bir harabezara çevirerek boş bir çöl halinde düşmana bırakacağız. Amasyalılar, buna hep beraber yemin edelim. Zaferi kazanacağız, vatan kurtulacaktır” …

Gazi Mustafa Kemal’in bu sözüne Amasyalıların cevabı, “Bütün Amasyalılar, emirlerinizi bekliyor Paşam” olur. İşte bugün andığımız ruh, imrendiğimiz cesaret, örnek aldığımız kararlılık ve gençliğimizin kuşanması gereken şuur, kahraman Amasya halkının verdiği bu cevapta mevcuttur.

Muhterem Amasyalılar,

Bizler, lüzumu hâsıl olduğunda, şerefini ve vatanını eşine az rastlanır bir cesaretle savunan asil bir milletin mensuplarıyız.

Cesaretiyle nam salmış bir milletiz. Asya bozkırlarından Anadolu yaylasına, Balkan dağlarından Avrupa içlerine, Afrika çöllerinden Akdeniz sahillerine kadar uzanan geniş coğrafyalar cesaretimizin, kahramanlığımızın şahididir.

Karanlık devirlerini gayretimizle aydınlattığımız her tarih dönümü cesaretimizin, kahramanlığımızın şahididir.

Evet, cesuruz. O kadar ki, eğer milletimizin mücadele azmiyle ve iştirakiyle giriştiği mücadeleler olmasaydı, ‘cesaret’ kelimesi lügatteki hakikî mânâsına kavuşamazdı.

Fakat aziz milletimizin yegâne fazileti cesareti değildir. Hakkı üstün tutmayı ve hak uğruna mücadeleyi hayat düsturu sayan milletimizin bir hususiyeti de haricî tehditler karşısında birleşebilme temayülüdür. Gazi Mustafa Kemal, bu temayülün farkında olarak, Amasya’da kabul ettiği bir heyete şöyle demiştir, “Ortada İttihatçılık, İtilafçılık yoktur. Memleket meselesi vardır.” Bu hususiyet, zorluklar karşısında milletimizin en büyük güçlerinden birisidir. Geçmişte de böyle olmuştur, bugün de böyledir.

Amasya Tamiminin yıldönümünde Millî Mücadele’nin hayatî önemi üzerinde dururken, bu mücadelenin yürütülme şeklini de düşünmek, buradan dersler çıkarmak mecburiyetindeyiz. Hepimizin bildiği gibi Millî Mücadele, milletin işgal ve ilhak tehdidi karşısında gösterdiği direnişe dayanır. Fakat bu direnişin millî iradeyi esas alan bir Meclis tarafından yönetilmesi, herhalde Millî Mücadele sürecinin en çok üzerinde durulması gereken hususiyetlerinden birisidir.

Nasıl ki, Millî Mücadele fikri milletle ilk kez Amasya’da buluşmuşsa, kurtuluş hareketinin milli iradeye dayanarak yürütüleceğine ilişkin karar da Amasya’da alınmıştır. 22 Haziran 1919’da şekillenen Amasya Tamiminde “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” denilmek suretiyle millî iradeye vurgu yapılmıştır. Yine Amasya Tamiminin gizli maddesi, Sivas’ta toplanacak kongrenin bir millî meclise dönüşmesini öngörmektedir. Özetle ve tekraren belirtmeliyiz ki Amasya Tamimi, Yeni Millî Meclis’in de temelinin atıldığı belgedir.

Amasya Tamimi, tıpkı Millî Mücadele gibi, milletin kurtuluş fikrinin tezahürüdür. Bu haliyle Amasya Tamimi, yazılı bir metin olmaktan ziyade, millî hissiyatın kayda geçirilmesinden, tevsik edilmesinden ibarettir.

Nitekim, 13 Haziran 1919’da bugün Cuma namazını eda ettiğimiz Sultan Bayezid Camiinde, Hoca Abdurrahman Kâmil Efendi vaazında şöyle demektedir; “Yegâne çare-i halas, halkın doğrudan doğruya hakimiyeti eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Hep beraber Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında toplanarak vatanı kurtaracağız.” Aslında bu sözler, Amasya Tamiminin az önce de zikrettiğim “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” tespitinden başka bir şey değildir. Yani millet, maşeri vicdan işgale karşı hem ne yapılacağını bulmuş hem de yöntemi belirlemiştir. Amasya Tamimi, işte bu iradenin üzerine yükselmiş ve Millî Mücadele de bu sebeple başarılı olmuştur.

Muhterem Amasyalılar, Türkiye, bugün artık sadece bir ülkenin ve bir coğrafyanın adı değildir. Türkiye bugün, bir umudun, bir hamlenin ve insanlık davasının adıdır. Türkiye bugün, 100 yıl önce olduğu gibi, istiklâlini her türlü bedeli ödeyerek elde tutacağını ilan eden cesaretin adıdır.  Türkiye bugün, ‘Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ ruhunun adıdır. Ve Türkiye bugün, sadece vatanımızın değil, aynı zamanda vazifemizin adıdır.

Türkiye bir umudun adıdır ve bu umuda içeride ve dışarıda düşmanlık yapanlar önceden olduğu gibi yine faaliyet halindedir. Fakat adları, kisveleri ve gayeleri ne olursa olsun bu düşmanlar bilmelidirler ki, Türkiye’nin ezici çoğunluğu, vatanını ve hürriyetini korumayı varoluşunun bir şartı saymaktadır.

1 (1) (6)

Konuşmamın sonlarına yaklaşırken sözlerim yine Türkiye üzerine olacaktır. İnanıyorum ki kader Türkiye yıldızının parladığına işaret etmektedir. Dünyanın büyük dönüşümler yaşadığı şu zaman diliminde bize düşen, Büyük Türkiye davasının çalışkan, gayretli ve vatanperver birer neferi olmaktır.

Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan çevrelere karşı birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi korumak; bizi yolumuzdan alıkoymak isteyenlere karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Gün, küçük siyasi kavgaların tartışma ortamında zaman yitirme günü değildir. Geçmişte bu gündelik kavgalardan çok çektik. Artık bu kavgalarla, küçük polemiklerle vakit kaybetmemeli, Türkiye’nin bekasını her şeyin üstünde tutmalıyız.

Söz bu noktadayken bir hususu açıklığa kavuşturmak gerek. Türkiye’nin beka meselesi olduğunu söylemek, Türkiye’nin zayıf düştüğü ve her an yıkılabileceği anlamına gelmemektedir. Allah’a şükürler olsun devletimiz hiç olmadığı kadar güçlüdür ve 15 Temmuz’da cesaretini, yürekliliğini, vatanperverliğini gösteren milletimiz de uyanıktır. Fakat şunu bilmeliyiz; karanlığın en yoğun olduğu an, sabaha en yakın olunan andır. Şerefli milletimizi bölmek, devletimizi zayıflatmak isteyenlere karşı teyakkuz hâlinde olmalıyız. Beka dediğimiz budur.

Tarihin tekerrür ettiğini iddia edenler vardır. Ben o kanaatte değilim. Eğer tarih sürecinde benzer hataları yaparsanız, benzer sonuçlar doğması kaçınılmazdır. Bunun gibi, tarihin parlak ve gurur veren dönemlerini husule getiren tavırlar içinde olursanız, aynı şekilde parlak neticelere varırsınız. Bugün Amasya Tamiminin ortaya konduğu 100 yıl öncesinden yankılanan gür sesin bize bıraktığı miras da tam da budur. Ve bu miras bize, her türlü ve çeşitli kılıklarda Türkiye’ye yönelmiş tehditlere karşı birlik olmayı, direnmeyi, kararlılıkla hareket etmeyi ve karar verirken daima millete dayanmayı öğütlemektedir.

Bu vesileyle bir hususa daha değinmeyi lüzumlu görüyorum. Kişilerin, toplumların, milletlerin, kurumların tarihlerinde 5’li, 10’lu, 25’li, 50’li ve 100’lü yılların sembolik değerleri vardır. Bu yıllar, diğer yıldönümlerinden daha özel kutlamalara sahne olurlar. Bu yıl Millî Mücadele’nin başlangıcının 100’üncü yılı.

2020 yılı da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100’üncü yılı olacak. Sadece millî tarihimiz için değil, Türk ve İslam dünyasının tamamı için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100’üncü yılı önemli. Bu sebeple önümüzdeki yılın özel bir anlamı var.

Yapacağımız hazırlıklarla, özel kutlama takvimimizle Gazi Meclisimizin hürriyet ve istiklâlimizin merkezi olduğunu bir kez daha göstereceğiz. Türkiye’yi ve Türk milletini ebediyete kadar yaşatmak için büyük bir azimle çalışmaya devam edeceğimizi bütün dünyaya tekrar ilan edeceğiz. İnşallah gururla anlatacağımız güzel etkinlikler yapacağız.

Ben buradan, idarecilerimizi, üniversitelerimizi, sivil toplumumuzu ve hülasa milletimizin her bir ferdini 100’üncü yıl etkinliklerine katılmaya, önerilerini bize iletmeye davet ediyorum. Zira, vatan ve devlet nasıl hepimizinse, 100’üncü yılını kutladığımız Millî Mücadelenin gururu da hepimize aittir.

Muhterem Amasyalılar,

Bugün burada, kurtuluş iradesini milletle buluşturan, Millî Mücadele meş’alesini tutuşturan bir hadiseyi, Amasya Tamimini anmak üzere toplandık.  O Millî Mücadele ki, aziz milletimizin kudret ve cesaretini göstermesi bakımından hafızalarımızdan bir an olsun çıkmaması gereken bir büyük destandır.

Attığımız her adımda hepimizin aklından bir an olsun çıkarmaması gereken husus ise, vatanı mübarek, Kelâmı mukaddes ve mücadeleyi vazife bilmenin en asil timsali olarak şehadete yükselen muazzez şehitlerimizin bizlere büyük ve ibretlerle dolu bir miras bırakmış olduğudur. Şerefle ve korkusuzca en yüce makama, şehadete yürünerek inşa edilen kahramanlık destanının bugün milyonlarca vatan evladı tarafından benimsendiğini görmekse en büyük güvencemizdir.

Son olarak duam ve temennim şudur: Allah, Millî Mücadeleyi zafere eriştiren, istiklal davasını inşa eden şehitlerimizin şehadetini makbul, bu zafer ve şehadet mirasını iftiharla benimseyen milletimizi her güçlük karşısında muzaffer eylesin.

100 yıl önce istiklâl-i tam şiarını yükselten Gazi Mustafa Kemal ve mücadele arkadaşlarını; o gün Amasya’da millî hattı kurmak için öne çıkan, Müftü Hacı Tevfik, Hoca Abdurrahman Kâmil ve Şeyh Cemaleddin Efendiler başta olmak üzere kahraman Amasyalıları rahmetle, minnetle ve şükranla anıyor, kıymetli hazirûnu en derin muhabbetlerimle selamlıyorum.’’

1 (4) (5)

Program sonunda Meclis Başkanı ve beraberindekiler Rektörümüz Prof. Dr. Süleyman Elmacı ile  bir süre sohbet ettiler. 

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü