‘Hoşgörü’ Bir Hayat Tarzı Haline Getirilmeli!

Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kemal Polat; TRT Erzurum Radyosunda yapımcılığını ve sunuculuğunu Yıldıray Çiçek'in yaptığı ‘Doğunun Sesi’ adlı programa canlı yayın konuğu olarak katıldı. Polat, günün konusu olan ‘hoşgörü’ üzerine bir sohbet gerçekleştirdi.

Hoşgörünün katlanmak, tahammül etmek, dayanmak gibi kelime anlamları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Polat; hoşgörünün insanlara sevgi ve anlayışla yaklaşmak, onların gönüllerini incitmeden yakınlık göstermek olduğunu belirtti.

Hoşgörünün incelikleri olduğunu söyleyen Polat; bu inceliklerin kızmak gerektiğinde kızmamak, güçlük çıkarmak gerektiğinde güçlük çıkarmamak, öfkelenmek gerektiğinde öfkelenmemek gibi hususların olduğunu belirtti.

Hoşgörünün gönülden gelen bir duygu olduğunu kaydeden Polat; hoşgörünün kin tutmamayı, düşmanlık etmemeyi gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

Toplumun hoşgörüye günümüzde daha fazla ihtiyaç duyduğunu ifade eden Polat, küreselleşen dünyada toplumların artık daha kozmopolit olduğunu söyledi. Farklı ırk, dil, dinde insanların bir arada yaşadığını kaydeden Polat; toplumsal ilişkilerin sağlıklı ve fonksiyonel yürütülebilmesi için hoşgörüye fazlasıyla ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Polat sözlerine şöyle devam etti:

‘’İslam insanı halk içerisinde hakla beraber yaşamaya davet ederken, çağdaş dünya bizleri çokluk içinde birlikte yaşamaya davet ediyor. İşte bu ikisinin mümkün olması da karşılıklı hoşgörüye bağlıdır.

Maalesef toplum olarak tahammülsüz, sevgisiz, ilgisiz, kavgacı, ayrılıkçı bir toplum haline geldik. Toplumun huzura, normalleşmeye ihtiyacı var. Bu da sevgi ve hoşgörüyü insanlar arasında yaymakla, hayat felsefesi haline getirmekle mümkün.

Hoşgörü insan hayatını kolaylaştıran bir erdemdir; çünkü hoşgörü toplumsal barışın anahtarıdır. Hoşgörü, savaşı barışa, kaosu düzene, krizi çözüme ulaştıran bir erdemdir. Bazen bir güzel söz, bir güzel nükte, bir babacan tavır sizinle yaka yakaya dövüşmeye gelen insanı melek haline getirebilir. 

Aslında bütün insanlar bir nevi kendisinin, ailesinin, ilişkide olduğu insanların yöneticisi, idarecisidir. Biz ilişkilerimizde hoşgörülü davranırsak, içsel huzuru yakalarsak bu karşıdaki insana da yansır.

Hoşgörülü olmak çağın getirdiği sorunların, açgözlülüğün, doyumsuzluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek bir hayat tarzıdır; yani insani davranışların özüdür.’’

hoşgörü

Nasıl Hoşgörülü Oluruz?

‘’Nasıl hoşgörülü oluruz?’’ sorusunu da yanıtlayan Polat; ‘’Bizim Türk milleti olarak hoşgörülü olmak için önümüzde oldukça güzel örnekler var. Kur’an-ı Kerim hiçbir inancı, hiçbir felsefeyi, hiçbir yaşam tarzını baştan reddetmez, onu ötekileştirmez. Önce muhatap alır, dinler, doğrularını tasdik eder, yanlışlarını düzeltir, eksiklerini tamamlar, tamamen insanlığa aykırı bir şey varsa onu da yasaklar. Dolayısıyla bizler de böyle bir felsefeyi yaşam tarzı olarak benimsemeliyiz. Öte yandan ecdadımız tarih boyunca hoşgörüyü, şefkati, merhameti yaşam felsefesi yapmış, içselleştirmiş; açları doyurmuş, mazluma yardım etmiş, yetimin başını okşamış Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar sevgi ve hoşgörü medeniyeti kurmuştur. Bu iki örneğe bakarak bile hoşgörülü olabiliriz.’’ dedi.

İnsanların bazı zaaflarının hoşgörüye engel olduğunu kaydeden Polat, ‘’Kendisiyle barışık olmayan insan hoşgörülü olamaz. Kendisine inanması, güvenmesi lazım bir insanın karşıdakini hoş görebilmesi için. Kendisini sevmeyen hoş görmeyen iç huzuru temin edemeyen insanlar başkalarını da hoş göremezler. Biz bazen kendi görüşümüzü tek doğru kabul ederiz, karşıdakine bunu dikte ederiz. Halbuki bakış açıları faklıdır, nereden baktığınıza göre değişir. Sizin görüşünüz doğru bile olsa karşıdakini kırmadan, dökmeden, yumuşak üslupla bunu anlatabilirsiniz.’’ cümlelerini kaydetti.

Hoşgörünün bir hayat biçimine dönüştürülmesi gerektiğinin altını önemle çizen Prof. Dr. Kemal Polat; misafirperverliği için Yıldıray Çiçek’e teşekkür etti.

Programın tamamını dinlemek için TIKLAYIN

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü