Amasya Genelgesinin 100. Yılında Milli İrade ve Milli İstiklal

Amasya Genelgesinin imzalanmasının 100'üncü yıl dönümü anısına ‘’Amasya Genelgesinin 100 Yılında Milli İrade ve Milli İstiklal’ konulu bir panel düzenlendi. Üniversitemiz Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen panele Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Şentop’un yanı sıra başkanlık divanı üyeleri, İlimiz Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ile Hasan Çilez, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, kamu kurum kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri, personelimiz ile çok sayıda vatandaş katıldı.

IMG_5054

Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Apaydın’ın moderatör olduğu panelde Ondokuz Mayıs Üniversitesinden Prof. Dr. Önder Duman ve Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Duman konuşmasında Amasya Tamimine giden süreci özetlerken Dr. Aydın ise Amasya Tamimi sonrası yaşanan gelişmeleri anlattı.

Amasyalılar Mustafa Kemal’i Bağırlarına Bastılar

Prof. Dr. Önder Duman sunumunda özetle şu cümleleri kaydetti:

‘’Amasya Genelgesi, bizim kurtuluştan kuruluşa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında bir dönüm noktasıdır. Bir anlamda yürütülecek olan o eşsiz mücadelenin parolasının ve stratejisinin belirlendiği belgedir. Bunda asla şüphe yoktur. Milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır, ifadesi Türk millî mücadelesinin belki de en güzel ifadesidir.

30 Ekim 1918’de İtilaf Devletleri ve Osmanlı Devleti arasında Mondros Mütarekesi imzalanmış ve bu mütareke bir ateşkes antlaşması olmasına rağmen adeta Osmanlı için çok ağır şartlar içermektedir. Bu antlaşmaya dayanarak Osmanlının başkenti işgal edilmiş, bu yetmemiş Güney’de Urfa, Antep, Maraş, Adana’da önce İngiliz sonra Fransız işgali, Antalya ve çevresinde İtalyan işgali başlamıştır. 9 Mart 1919’da ise İngilizler tarafından Samsun işgale uğramıştır. Hatta İngiliz birlikleri 400 İngiliz askeri -çoğu Hintli olmak üzere- Merzifon Amerikan Kolejine kadar gelmişlerdir. Dolayısıyla bu dönem Osmanlı devleti açısından bir dönüm noktasıdır.

Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesinin imzalandığı gün bir Alman subayının yerine Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atanır. Ancak Osmanlı Genelkurmayı mütareke maddeleri gereğince kendisinden İstanbul’a dönmesini ister. Apar topar Adana’dan yola çıkar ve 13 Kasım’da İstanbul’un işgal edildiği gün Mustafa Kemal İstanbul’dadır.

IMG_5059

Haydarpaşa Tren Garından iner ve Boğaz’da gördüğü manzara şudur. İtilaf donanması Boğaz’dadır. Ve o sırada Mustafa Kemal’in yanında yaveri Cevat Abbas vardır. Onun hatıralarına baktığımızda Mustafa Kemal’in ağzından şu ifade dökülür: ‘Geldikleri gibi giderler.’

Mustafa Kemal İstanbul’a döndüğünde kafasındaki çözüm İstanbul merkezlidir. Tevfik Paşa Hükümeti kurulmadan önce kendisinin de harbiye nazırı olarak görev yapabileceği milli bir kabine kurulması için çalışmalar yapacaktır. Tanıdığı mebuslarla görüşerek Tevfik Paşa hükümetini güven oyu almaması için çalışır ama başarılı olamaz, hükümet kurulur.

O sıralar kendisi gibi İstanbul’a davet edilen birçok subay var, bu subayların aralarında arkadaşları da vardır. Birinci Dünya Savaşı’nda birlikte görev yaptığı arkadaşları Ali Fuat Bey, Rauf Bey, İsmet Bey, Refet Bey, Kazım Karabekir gibi milli mücadelenin ana çekirdek kadrosunun o sıralarda İstanbul’da olduğunu görürüz. Mustafa Kemal’in Şişli’de kiraladığı bir evde toplantılar yaparlar.

Şubat 1919 Mustafa Kemal açısından çok kritik bir tarihtir. Yakın arkadaşı Ali Fethi Bey İngilizlerin baskısıyla tutuklanır. Tutuklama gerekçesi Birinci Dünya Savaşı’nda sözüm ona Ermeni kırımında görev aldıkları veya İngiliz esirlerine kötü muamele edildiği gerekçesidir. Osmanlı ordusunda görev alan bazı subaylar ve mülki amirler de tutuklanmaya başlanır.

Mustafa Kemal tutuklanma sıranın kendisine de geleceğini ve İstanbul’da yapacak bir şey kalmadığını düşünerek yoluna Anadolu’dan devam etme kararı alır. İsmet Bey ile fikir alışverişinde bulunmaya başlar. O sıralarda yakın arkadaşı Ali Fuat Paşa 20. Kolordu’nun başına tayin edilir. Ali Fuat, İstanbul’dan ayrılırken Mustafa Kemal, kendisine ‘Kolordun ve çevrene hâkim ol, etrafına güven ver ve hiçbir şekilde silah ve cephaneni teslim etme’ diyerek aslında bir anlamda Amasya’da yapacakları hareketin, alacakları kararların altyapısını kurar.

Bu dönemde 19 Mayıs’ta Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasına yardım eden Osmanlı Genel Kurmayında bir kurmay aklını da olduğunu görmekteyiz. Bunlardan biri dönemin Genelkurmay Başkanı Feyzi Paşa’dır. Bir diğeri Feyzi Paşa’dan görevi devralan Cevat Paşa’dır. Bir diğeri Harbiye Nazırı Şakir Paşa’nın kurmay başkanı olan Kazım Paşa (Kazım İnanç)’dır.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasına delalet eden olay Samsun ve çevresindeki bazı asayiş olaylarıdır. Amasya da bu bölgenin içinde yer alır. Sözüm ona İngilizler Osmanlı Hükümetine bir nota verirler. Notaya göre Samsun ve çevresinde Türk çeteleri Rum köylerini basmakta, Rumları katletmekte dolayısıyla bölgede bir asayiş sorunu vardır. Eğer Osmanlı hükümeti burada bir tedbir almazsa mütarekenin 7. maddesi işletilecektir. Bu maddenin işletilmesi fiili işgalin resmi işgale dönüşmesidir.

Bu nokta da Osmanlı hükümeti apar topar Samsun ve çevresinde sorunu çözmek için çalışmalar yapar. Bölgeye gönderilecek güvenilir bir subaya ihtiyaç duymaktadır ve İttihatçılarla arası açık olan Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak bölgeye görevlendirilir.

Burada önemli bir ayrıntı vardır. Sadrazam Damat Ferit Paşa Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’dan, İstanbul’a gelecek olan General Carter’ı karşılamasını ister Fevzi Paşa’da bu karşılamayı yapmamak için hasta olduğu bahanesiyle rapor alır. Yerine ise Kazım Paşa vekalet eder. Mustafa Kemal, Kazım Paşa ile görüşerek 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirme metnini kendisine dikte eder ve Kazım Paşa da kaleme alır. Mustafa Kemal’in görevlendirme metnine baktığımızda oldukça geniş bir bölgede oldukça geniş yetkilerle görevlendirildiğini görürüz.

Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkar, altı gün burada kalır, sonra Havza’ya çekilir. Burada bir genelge yayınlar. İzmir’in işgaline dair ilk ciddi protestolar burada başlar ve 12 Haziran’da Amasya’ya gelir.

Mustafa Kemal Amasyalıların çok fazla ilgisine mazhar oldu, Amasyalılar Mustafa Kemal’i adeta bağırlarına bastılar. Mustafa Kemal bunu her ortamda dile getirdi. Sancak İlk Genel Meclis Başkanı Hacı Hafız Tevfik Efendi, Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendi olmak üzere pek çok kişi Mustafa Kemal’e çok ciddi yardımlarda bulundular. Hatta Millî Mücadelenin ilk maddi yardımı olan parayı Abdurrahman Kâmil Efendi Mustafa Kemal’e takdim etmiştir. Mustafa Kemal’in ruhunda ve zihninde Amasya ve Amasyalıların çok ciddi değeri vardır ve bunu her ortamda ifade etmekten de geri durmamıştır.

Ben de bu hareketin lideri olan Mustafa Kemal’i, arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, katkı sağlayan Amasyalıları huzurlarınızda yad ediyorum, ruhları şad olsun.’’

Millî Mücadelede Bu Milletin Evlatları Canını Malını Ortaya Koyarak Mücadele etti

Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Aydın ise sunumunda özetle şu cümleleri kaydetti:

‘’Mondros Mütarekesi imzalanır imzalanmaz Anadolu’da Müdafaa-i Hukuk adında birtakım cemiyetler kurulmaya başlandı. Bu cemiyetler kendi kuruldukları bölgenin işgali karşında ne gibi tedbirler alınacağı hususunda çalışmalar yapıyorlardı.

Mustafa Kemal bu cemiyetleri bölgesel kuruluş çareleri olarak ifade ediyor ve bu direnişlerin bir araya getirilerek topyekûn bir mücadeleye dönüştürülmesi gerektiği düşüncesini taşıyordu.

Fevzi Çakmak’ın bu cemiyetlerle ilgili şöyle bir ifadesi vardır: ‘’Anadolu’ya baktığınızda yer yer yanan çoban ateşlerini görürsünüz, Mustafa Kemal’in meşalesi bu ateşleri bir aleve dönüştürmeseydi milli mücadele hareketi başarılı olmazdı.''

IMG_5061

Mustafa Kemal Paşa asker olmakla birlikte çözümü sadece askeri tedbirlerde görmemiştir. Mücadelenin bütün millet tarafından algılanmasıyla beraber bütün sorumluluğun milletin omuzuna yüklenmesi gerektiği düşüncesinden hareket etmiştir. Birçok sözünde de bunu ifade eder. ‘Sadece bizim istememizle olmaz; bütün bir millet kurtuluşu isteyecek ve bunun için de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek.’ der. Mustafa Kemal’in bu düşüncesi ‘millet iradesi’ demektir.

Dolayısıyla süreci yürütürken bu hassasiyetinin yanında düşüncesini hayata geçirecek tedbirleri almaktan da geri kalmamıştır.

‘Vatanın bütünlüğü ve milletin istikbali tehlikededir. İstanbul hükümeti baskılardan dolayı üzerine düşeni yerine getirmemektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir. Milleti yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Anadolu’nun bir yerinde milletin sesini dünyaya duyuracak milli bir teşekkül kurumu oluşturulması elzemdir. Sivas’ta milli bir kongre toplanacaktır. Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. (Burada vatanın kurtarılması noktasında farklı görüşlerin ortak paydada birleşmesi arzusu var.) İzmir’in işgalini protesto için telgraflar çekilmesi ve bundan ücret alınmaması kararı alınmıştır; burada da kamuoyunun duyarlılığını artırmaya vurgu yapılıyor.

Mustafa Kemal, neticede görevi başındaki komutanlara görevden alınsalar bile görevlerini terk etmemeleri ve silahlarınızı teslim etmemeleri talimatı veriyor.  Burada bir milli mücadele çağrısı yapılıyor ve bu mücadelenin hangi yöntemle gerçekleştirileceği konusu açık ve net olarak ortaya konuluyor.

Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi için Erzurum’a gidince Osmanlı Hükümeti tarafından İstanbul’a dönmesi çağrısı yapılıyor ve kendisi dönmeyeceğini bildiriyor ve müfettişlik ve askeri görevinden istifa ediyor.

Erzurum da alınan kararlar millete de mal edildi. ‘Doğu vilayetleri birbirinden ayrılmaz bir bütündür, dolayısıyla vatan bir bütündür. Doğu’da yaşayanlar öz kardeştir.’ Yani yerel ifadeler ulusal hale getirildi.

Bir Temsil Heyeti oluşturuldu ve bu heyetin başkanı da Mustafa Kemal seçildi. Bu İstanbul’a baskı olarak yansıdı ve Damat Ferit Paşa hükümeti istifa etti. Yerine kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti Anadolu ile uzlaşma arayışına girdi ve Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderdi. Amasya Görüşmeleri ya da Amasya Protokolü diye tarihe geçen görüşme bu şekilde gerçekleştirildi.

Mustafa Kemal Paşa burada da ısrarla Meclis’in açılması görüşünü savundu. Hatta Meclis’in İstanbul dışında açılması gerektiği ısrarında bulundu. Ali Rıza Paşa, Meclis’in açılabileceğini; fakat anayasa gereği ancak İstanbul’da açılabileceğini söyledi. Nitekim 12 Ocak’ta son Osmanlı Mebusan Meclisi toplandı. Ve Meclis Misak-i Milliyi kabul etti.

23 Nisan 1920’de TBMM, Hacı Bayram Veli Camiinde kılınan Cuma namazının ardından dini bir törenle açıldı. Mustafa Kemal Paşa Meclis başkanı seçildi.

Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği öneri kanun teklifi olarak kabul edildi. Teklifte; ‘Hükümet kurmak lazımdır, geçici olarak hükümet başkanı tanımak ya da buna padişah temsilcisi demek doğru değildir. TBMM’nin üstünde bir güç yoktur. Meclis’te beliren millet iradesini yurdun alın yazısına el koymasını kabul etmek temel ilkedir.’ denildi.

Netice olarak bu meclis milli mücadeleyi başarıya ulaştırmayı amaçlamıştır. Her askeri zaferin sonunda tartışmasız siyasi bir zafer kazanılmıştır.

26 Ağustos’ta Büyük Taarruz Meydan Muharebesi başladı. Mustafa Kemal, 26 Ağustos tarihine önem veriyor. Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071’de meydana gelmiştir. 26 Ağustos Anadolu’nun Türk yurdu olmasını sağlayan tarihtir. Mesela neden Amasya? Muhtemelen Fetret Döneminden sonra derlemeyi ve toparlanmayı Mehmet Çelebi burada yaptığı için. Mustafa Kemal Paşa bu tarihlere ve coğrafyalara önem veriyor.

26 Ağustos’ta Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta zafer, 1 Eylül de ‘İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!’. 2 Eylül’de Uşak kurtuldu. 9 Eylül’de İzmir’e girildi. 11 Eylül gecesi Bursa kurtuldu. 2 Ekim’de Ankara’ya döndü.

11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Antlaşması, 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması imzalandı. Hamasete gerek yok, eksiğiyle gediğiyle Lozan Antlaşması büyük bir başarıdır. Biz bugünün şartlarında Kıbrıs meselesini bile dünyaya kabul ettiremedik. O günün şartlarında Sevr gibi bir antlaşmadan Lozan’ı çıkarmak amiyane tabirle her babayiğidin harcı değildir. Netice itibariyle Millî Mücadele bu milletin evlatlarının bu millete karşı olanlara karşı sorumluluklarını yerine getirmek adına canını malını, maddi ve manevi bütün varlığını ortaya koymasıdır. Mustafa Kemal Paşa bu ülkeyi, bu millete emanet etti. İnşallah bizler de bu emaneti bizlere emanet edenlerin çocukları olarak bizden sonraki nesillere daha güçlü, daha müreffeh bir ülkeyi emanet edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere tüm gazilerimizi, şehitlerimizi minnet ve şükranla yad ediyorum, ruhları şad olsun.’’

1234

Program sonunda Rektörümüz Prof. Dr. Süleyman Elmacı, panel başkanı ve konuşmacılara katkılarından dolayı teşekkür ederek çiçek ve fidan dikme sertifikası takdim etti.

IMG_5078

 

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü